Farkına Var


Hayatı boyunca bir amacı olmayan insanlara şaşıyorum.Dedikodu yaparak ömrünü tüketen, hangi alışveriş merkezi yeni açılmış, hangi butik güzel şeyler satıyor ya da gösteriş için birbiri ile yarışanlara şaşıyorum.

İnsanlar neden iyilik için birbirleri ile yarışmaz da gösteriş için birbirleri ile yarışıyor? Bu kadar boş olmak, gösteriş budalası olmak neden? Hayatın her anında bir amacım, bir hedefim vardı. Hiçbir zaman insanların ne giydiği, ne taktığı ile işim olmadı. Nerede ne açılmış, hangi marka ürünü ne kadara satılıyor? Bunlar hiçbir zaman hayatımda ya da sohbet içeriklerimde olmadı. Ben daha çok insanların kalbiyle ilgilendim. Düşene el uzatmak, çocukları mutlu etmek, sokak hayvanlarını düşünmek. Köydeki çocukları bilim ve teknoloji ile tanıştırmak. Ülkemi daha iyi yerlere nasıl getiririm peşindeyim ve bunun için çabalıyorum. Kişilerin kafasında oluşmuş bu tabulardan sıkıldım. Kadın dediğin bakımlı olur, kadın dediğin makyajlı olur, kadın dediğin topuklu ayakkabı giyer. HAYIR! Kadının en güzeli kalbi güzel olan ve zeki olandır. Kadın Kendine yakışanı giyer. Bırakın insanları istediği gibi giyinsinler, istediklerini yapsınlar. Bugün dedikodu yapma, boş muhabbet yapma, git bir ihtiyacı olan çocuğu giydir.

Sen birilerine el uzat ki yarında o birileri başka birilerine el uzatsın. Sokakta yürürken pahalı vitrinlere, yani açılan mağazalara, trend ürünlere göz atmak yerine, bir de insanların neler için ne şartlar altında yaşam mücadelesi verdiklerine bir bak. Kendini bir sorgula, silkelen şu üstüne yapışmış gösterişten.

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Kendini tamamlamak…


Hikaye sen hayata katıldığın an başlıyor, İyi ya da kötü anılar bırakmak senin elinde. Bir aşk peşinde kendini kahretmekte senin elinde, Hayata bir el uzatıp gerçek aşkı bulmakta senin elinde.Hayatın her anında kendimi sorguladım durdum, Tam olmak ne demek, kendimi nasıl tamamlanmış hissederim? Çoğu zaman Yardımcı oluyordum da çoğu şeyde hep bir yanım eksik… Saatlerce, günlerce hatta aylarca kendimi sorguladım. Aslında ne istediğimizi hepiniz biliyoruz, fakat hep erteliyoruz artık kararım kesindi ve ertelemek artık hayatımda yoktu.

Hayatta en kutsal şeyin sevgi, saygı ve merhamet olduğuna inanıyorum. Koşulsuz yardim etmek, iyilik yapıp denize atmak… Ozaman bir şeyler yapmalıydım ama ne? Araştırdım ve buldum. Yardım kuruluşlarına üye oldum, kök hücre ve kan bağışında bulundum yavaş yavaş tamamlamaya başlamıştım ama halâ birşeyler eksikti. Sonra birkaç dernek ve kuruluş daha… Acaba gerçek istediğim bunlar mı diye de düşündüm birden evren tüm isteklerime yanıt vermeye ve konuşmaya başlamıştı ve artık Herşey benim için akıyordu. Telefonlarda konuştum whatsapp gruplarına eklendim ve nihayetinde bir dernek toplantısına katıldım. Dernekteki yönetici adeta benim istediğim tüm yardım etkinliklerini sıraladı. Mest oldum, yıllarca hayalini kurduğum; çocuk, yaşlı, genç, kimsesiz ve ihtiyaç sahiplerine, doğaya, hayvanlara, çevreye destek ve yardım faaliyetleri yürüten tamamen gönüllülük esaslı bir dernek. İşte o an tamamlandım. Dilerim gönlünüzden geçeni bildiginiz an hayat size de bu tamamlanma hissini yaşatsın. Hayat size hep güzellikler sunsun. 😊

Genel içinde yayınlandı | 6 Yorum

Kendini kazandığın zaman…


Bazı anlar var;

Başta ilk baharın içine işleyen o sıcak havası gibidir aşk!

Ardından yaz gelir için sıcacık, yüreğin kelebek misali ordan oraya uçar…

Sonra sonbahar gelir, ardından yaprak dökmeye başlarsın…

Zaman artık senden bir çok şeyi götürmüştür…

Kelebekler kaybolur, yerine içinde sürekli çığlıklar atmaya başlayan yaralı bir Ceylan belirir.

Ardından kış yüzünü gösterir…

Herşey bitmiştir artık içini ısıtan güneş yerini buz kesen soğuklara bırakmıştır…

Mutluluk bazen geçici, bazen kalıcıdır ne yazık.

Bir kahve fincanın kırk yıl hatrı var derler,

İçtiğimiz kahveler çoğalınca hatır azalıyor aslında..

Hiç tanışmamış gibi uzağız şimdi, hiç paylaşmamış gibi iki yabancı…

Güneş tenimize değmemiş gibi soğuk.

Hiç anlamamış, hiç anlaşılmamış gibi iki farklı insan…

Çocuklar gibi eğlenmemiş gibi neşesiz…

Hiç birlikte olmamış gibi iki yabancı…

Bazen içimizi yakan güneş aldatır, kış gelmeden önce çıkan sahte güneştir bilemeyiz.

Anlık verdiği sıcaklığa aldanıp gardımızı indiririz.

Zaman geçtikçe birçok şeyin farkına varıyoruz.

İnsanların kötülüğü belki de en çok iç acıtan.

Fakat kaybettim sanarken birşeyin farkına varmışızdır. Kendimizin!

Ardından gerçek güneş belirir, kaybettin sandığın zaman aslında kendini kazandığın zamandır.

Genel içinde yayınlandı | 1 Yorum

Bugün kendin için bir iyilik yap


Zaman ilerliyor bir çemberin içerisinde, hep aynı hileler, hep aynı düzen, aslında herşey tam da böyle hep aynı ve sıradan…

Farklı olmak ve normal olmak için savaşmakta bir garip değil mi?

Aslında her birimiz farklı, fakat bir okadar da normal olmak için çabalayanlardanız. Peki ne için bu çaba, kime yaranmamız gerek, yada yaranmasak ne olur? Ne kaybederiz ki?

Zihinde deli sorular… Aslında hiçbirşeyin önemi yok sonuç aynı her birimiz insanız ve aynı olmak zorunda değiliz. Kimseye yaranmak zorunda değiliz. Kimseye kendimizi ispat etmek zorunda değiliz.

Sonuç hep aynı aslında biz İnsanız. İnsanoğlu nankör evet evet kesinlikle yaptığın iyilik hiçbir zaman görünmeyecek meselâ… Sen insanlar için dilediğin kadar fedakarlık yap, kendini parala sonuç hep aynı olacak. Dünyanın düzeni bu!

Farklı olsan da aynı olsan da insanlar seni her şekilde yargılayacak…

Bugün kendin için iyi ol. Boşver onlar normal olsun sen farklı ol, onlar sıradan olsun sen marjinal ol. Ama herşeyden önemlisi içinde sevgi ve merhamet olan bir insan ol, bu şekilde farklı ol.

Amaaaan boşver kim ne derse desin ama önceliğin her zaman kendin olsun çünkü sen kendin için var olmalısın. Herkes kendini düşünüyor zaten biraz da sen kendini düşün.

Çıkar ilişkilerini biliyoruz da aslında sevdiklerimize kıyamıyoruz. Dert dinlemekten hoşlanmıyoruz açık olalım. Kimsenin hayatını en derin detayına kadar da merak etmiyoruz ama sırf karşımızda ki kişi kırılmasın üzülmesin diye dinliyoruz, yardımcı oluyoruz, teselli oluyoruz… Peki ya sonuç? Başkalarına yetiyoruz da bir tek kendimize yetemiyoruz, kendimizi ihmal ediyoruz…

Başkalarını dinlerken kendimize geç kalıyoruz, çabamız ise sadece yaranmak. Peki ama kime, neden, ne için? Bir süre sonra dinlediğimiz herşey tecrübe oluyor fakat bazen de ağır geliyor. Kendimizi pasif, aciz ve hayattan soğumuşken buluyoruz.

Aslında hayat gerçekten güzel ve hayatı gerçekten yaşanabilir kılan çevremizdekiler.

Bugün kendin için bir iyilik yap sana ağırlık veren ne varsa hayatını, pozitif enerjini sömüren, seni hayattan soğutan… Arana mesafe koy, dur de kırmadan incitmeden uzaklaş. Sen sensin ve kimseyi taşımak zorunda değilsin. Çevrende pozitif insanlar olsun, delice gülebileceğin, farklı olduğun için seni yargılamayan, normal olmak için çabalamadığın bir çevre. Bu yüzden kendine bugün BİR İYİLİK YAP

Genel içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ruh eşi (Meant to be)


Ruh eşi nasıldır bilir misin?

Aynı bardaktan içmek,hayatı paylaşmak,

Aynı şeye sevinmek, aynı şeye üzülmek..

Aynı heyecanları paylaşmak, birlikteyken zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmamaktı…

Sevmekti aynı zaman da, kendinden bile çok sevmek…

Hayatta kendin gibi birine ölesiye bağlanmak, ölesiye bir tutkuyla sevmek…

Birlikte yemek, birlikte gezmek, birlikte eğlenmek sürekli biriken anılardı ruh eşi.

İki farklı bedende tek ruh olmaktı…

Doymamaktı, doyamamaktı belki de,

Yanındayken bile özlemekti…

Kokusunu doyasıya içine çekmekti ve bir gün yollarınız ayrılırsa dönüp dolaşıp buluşacağınız şeydi.

Kaderdi, ruh eşi..

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Kendin için bir es ver


Bir es ararız ya bunca koşuşturmacanın içinde,

Tüm yüklerden silkinmek istercesine,

Omzumuzda tonlarca ağırlık varmış gibi hissederiz ya hani bazen, işte tamda o an kendin için bir es ver..

Bırak isteyen istediği gibi koşturmaya devam etsin, sen kendine kendin için zaman ver…

Omzunda sana iple bağlanmış yükler düşün bir an ve bunlar senin hayattaki sorumlulukların olsun. İşte tam da şimdi kes o ipi ve hayattan kendine biraz es ver.

Çok çalışarak, dert dinleyerek, kendi yükünü unutarak, kendini ikinci plana atıp başkalarına anlam yükleyip, değer verdiğin için hep ikinci planda kaldın..

Hayallerinin hayal olarak kalmaması için hayata bir es vermek gerek bazen.

Yorulduğunda ruhunu arındırman için, hiç değilse kendi sesini duyabilmen için hayata bir es vermek gerek bazen..

Seni yıpratan herşeyi geride bırak bugün,

Omzunda oluşturulan yüklerin iplerini birer birer kes ve kendinle yüzleş.

İşte sana arınma vakti, ruhunu huzura bırakman için tamda bugün bir es ver hayata…

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Vazgeçmek gerek bazen…


Vazgeçmek gerek bazen tüm yaşanmışlıklara rağmen,

Vazgeçmek gerek bazen tüm inançlarınıza rağmen..

Karanlık içinden aydınlığa çıkmak için vazgeçmek gerek bazen,

Bazen bir suçlu ararız ya hani,

İçimiz de kopan fırtınaları, içimizde yanan o kordan duyguları yüklemek için,

Zamandan geriye yolculuk yapınca aslında suçlu biz oluyoruz ve bunu kabullenmek gerek,

Sevgiyle bağlandığımız için, yapılan onca şeyi sineye çektiğimiz için, kimse kırılmasın diye tamam dediğimiz için.

Hayatta herkes ikinci bir şansı hak eder duygusuyla bir şans verdiğimiz zaman kaybediyoruz.

Üçüncü bir şans olmasın diye vazgeçmek gerek bazen.

Hayata yeni sayfalar açmak için, yapamazsın diyenlere rağmen kariyerine odaklanman için işte tam da bu yüzden vazgeçmek gerek bazen.

Verdiğiniz değer suistimal ediliyorsa, sevgi yetmiyor başka şeyler aranıyorsa, iyi günde kötü günde yanında olmana rağmen senin yanında değilse bırak gitsin.

Sevmek kavramı çok evrensel insan her dilde, her yerde, her zaman sevebilir. Sevgi fedakarlıktır o üzülmesin diye kendinden vermektir.

İşte bu yüzden kaybediyoruz. Belki de kazanıyoruz hayatımızdan birini eksilterek gelecek için kendimiz için birşeyler yapıyoruz. Belki bunu şimdi anlayamıyoruz her şey gibi, zaman geçince anlıyoruz.

Biri sizin mutluluğunuzu, hüznünüzü anlayamıyorsa sizin onu okadar tanımanıza rağmen o sizi tanımıyorsa vazgeçin.

Kötü gününüzde yanınızda yoksa vazgeçin, dayanacak bir omuz aradığınız anda arkasını dönüp gidebiliyorsa, sizin psikolojinizi anlamadan yine kendini düşünüyorsa vazgeçin. İnat uğruna sizi hiç sayıyorsa vazgeçin.

Kimsenin menfaatleri uğruna sizi yıpratmasına, kullanmasına, zamanınızı çalmasına izin vermeyin.

Özel günlerde insan hatırlanmak ister, sıradan bir yabancı gibi davranıyorsa vazgeçin.

Hatalar yapıyoruz, bazen geri dönüşü olmayan. Keşke yapmasaydim dediğimiz fakat sonra elimizden birsey gelmeyen. Bir hata yapıldıysa umudu kaybetmemek gerek. Hatanın neresinden dönersen kârdır.

İşte tam da bu yüzden çok geç olmadan vazgeçmek gerek bazen…

Genel içinde yayınlandı | 2 Yorum

Huzursuzluk


Hayatın akışında her geçen gün yitip gidiyoruz,

Saçma hayat kaygılarında bazen benliğimizi unutuyoruz.

Sorgulamıyoruz, doğa için, insanlık için birşeyler yapmıyoruz. Hani derler ya ot gibi yaşayıp gidiyoruz diye, aslında otun bile bir amacı var biz ise ot kadar olamıyoruz.

Kendimizi gerçekleştiremediğimiz her gün sıradanlaşıyoruz.

Gün geçmesin ki insanlığımızdan utanacak yeni olaylar olmasın…

Ne yazık ki her gün gözümüzü açtığımızda yeni yeni rezillikler duymayalım, görmeyelim… Ama ne yazık ki oluyor.

Her gün yeni bir cinayet, her gün bir istismar, her gün bir cinsel saldırı, tecavüz, savaş, açlık…

Biz ne ara bu kadar kötü olduk? Biz ne ara bu kadar kötü, narşist, psikopat bir toplum olduk?

Neden kendimizi iyileştirmiyoruz, neden toplumu iyileştirmek için el ele vermiyoruz? Sonsuz döngünün içinde kendi hayat mücadelerimizi verirken insanlıktan uzaklaşıyoruz.

Ülke savaşları, teknolojik savaşlar, etnik savaşlar, çıkar savaşları alıp başını giderken biz okadar alışıyoruz ki müdahale edemez hale geliyoruz, sadece duyup geçiyoruz, görüp geçiyoruz.

Korkarım ki sonumuz gelmek üzere, içimdeki huzursuzluk Livaneli’nin bahsettiği düzeyde…

Kaçmak istiyor insan tüm bu kötülüklerden uzaklaşmak… Peki kaçınca uzaklaşmış mı oluyoruz kulağımızı kapatıp, gözlerimizi kapatinca olanlar olmaya devam etmiyor mu?

Evet evet işte tam da bu şekilde; deve kuşu misali toprağa istediğimiz kadar kafamızı gömelim, ses çıkarmadıkça iç huzurumuz daim olmayacak…

Ne yazık insanlık içinde insanlıktan nasibimizi alamamış yaratıklarız ne yazık…

Genel içinde yayınlandı | 3 Yorum

Hayat aslında hikayelerdir


Aslında hayatta, hikaye de doğduğun an başlıyor, senin hikayen senin hayatın… Sonra zaman geçtikçe yaş alıyorsun, büyüyorsun. Kafanda belirli taslakların var, sürekli koşup hayata yetişmeye çalışıyorsun ya da farketmeden hızlı yaşayıp yavaşlıyorsun, bazende akışa bırakıyorsun… Hayatta milyonlarca, milyarlarca insan ve bir okadar da hikaye var aslında. Ve tüm bu hikayeler acıda olsa, tatlı da olsa gerçek. Hepimizin başından her gün bir olay geçiyor, sonra belleğimiz önemsiz kısımları siliyor ve geriye kalanlar hep bilinç altı…

Sahi neler var bilinç altlarımızda? Gerçekten gereklimiydi bu belleğin sakladığı? İnsan bazen unutmak istiyor anılarını, anları… Aslında anılar anlardan geriye kalmaz mı? Anda olmak çok güzel acı da hafifliyor bir zaman sonra sevinçte. Zamanın ne göstereceğini bilemiyoruz yaşarken bazen herşey çok güzel geliyor. Sonra ayrılık girince hep kötü anları hatırlayıp kendimizi teselli ediyoruz ve hikayelerimiz kaldığı yerden devam ediyor… Kötü anları hatırladıkça kendimizi nasılda teselli ediyoruz.. Peki ya kötüyü hatırlayınca güzel zamanlara haksızlık etmiyor muyuz? Gerekli gereksiz bir sürü hikayemiz var, ama sonuç hep aynı, farklı hayatlar yaşasakta farklı anlar biriktirsekte belki aynı yaşta belki farklı yaşlarda ama sonuç olarak her birimiz bir avuç toprak olacağız. Geriye herbirimizden güzel anılar kalacak sevdiklerimize, bizi sevenlere… Sevmeyenlerde belki kötü hatırlayacak… Hikayelerimiz sona erdiğinde bizden geriye sadece iyi – kötü anılarımız kalacak… Gurur yapmakta boş, hepimizin gideceği yer aynı, bu neyin gururu.

Hayatı yaşayın, yaşayın ki hep güzel hikayeleriniz kalsın sizden geriye😊

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Tüketiyoruz


Hayat avuçlarımda bir bahçe sanki,

Ya yeşillenmesi için her gün su ve sevgi vereceğim,

Ya da akışına bırakıp belki de ölmesini izleyeceğim..

Hayatta tıpkı bir bahçe gibi, bazen sürekli birşeyler ekleyerek güzelleştiriyoruz,

Bazense hiçbirşey yapmadan izliyoruz..

Ne yazık ki emek vermeden yemek olmuyor..

İnsanları anlamakta zorlanıyorum hiçbir emek vermeden hep kolay kaçmak niye,

Düşünmeden hareket etmek niye,

Ya da herşeyin hemen olmasını beklemek, sabretmemek, empati yapmamak niye?

Herşeye ne kadar da üşeniyoruz…

Herşey hep istediğimiz gibi olsun fakat biz düşünmeyelim, emek etmeyelim, çaba harcamayalım istiyoruz.

Herşeyi tüketiyoruz…

Zamanı, insanlığı, iyi niyeti, sevgiyi merhameti ne yazık ki herşeyi…

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın