Sadeleşmek


Zaman kimleri getirip götürür hayattan?

Sadeleşmek güzel şey zaman zaman hayatımızdan birşeyler eksilmesi,

O an üzülsekte sonradan farkına vardığımız iyi ki aydınlanmaları…

Hayatınızdan eksiltin size destek olmayanları,

İyi gününüzde ve kötü gününüzde yanınızda olmayanları,

Başarılarınızı takdir etmeyip içten içe fesatlananları,

Kibrinden önünü göremeyenleri,

Birlikte vakit geçirmekten keyif almadığınız insanları,

Zaman hırsızlarını,

Size engel olanları,

Desteklemek yerine yapamazsıncıları,

Her şeyi ben bilirim edasında olanları,

Birlikte gülemediğiniz, eğlenemediğiniz insancıkları,

Huzur vermeyen fitne fesatçıları,

Çıkarın, çıkarın ki ferahlasın içiniz kalksın omzunuzdaki yükler…

İçiniz kasvet olmasın! Huzur dolsun daima, içiniz GÜLSÜN, hatta kahkalar atsın.

Çıkarın ve ferah bir nefes alın çünkü kimse sizden ve zamanınızdan daha değerli değil.

Başınızı çevirdiğinizde yanı başınızda olan insanlar olsun hayatınızda,

Verdiğiniz değeri karşılığını alarak yaşayın.

Hayat yeteri kadar yorucu sizi yoran değil, huzur veren insanlar olsun hayatınızda,

Birbirinizi doyasıya sevdiğiniz dostlarınız olsun mesela, sizin başarılarınızla gurur duyan size değer veren insanlar ol’sun hayatınızın her anında.

He bir de unutmadan hayata bir kez geliyoruz ve keşkeniz olmasın dilinizde… İyi ki yaptım, iyi ki gittim, iyi ki gördüm, iyi ki deneyimledim deyin. Hayatta tüm zorluklara rağmen hep iyi kiler olsun dilinizde❣️

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

An


Bugün okuduğum bir kitap farkındalığıma bir artı daha ekledi. İsmi Veronika Ölmek istiyor. Simyacının da yazarı olan Paulo Coelho kitabında Veronika’dan bahsederken aslında içimizdeki Veronika ve arkadaşlarına ışık tutuyor. Ne garip 1998 yılında yazılan bir kitap her çağda okuyucuya ulaşacak. Kitapların ve yazmanın güzelliğini bir kez daha kavradım.

Zihnimiz hep düşünüyor, geleceği ve geçmişi. Fakat biz gelecek ve geçmiş ile ilgilenirken farkında olmadan an’ı kaçıyoruz. Şuanın keyfine varmak ne güzel. Yaşamak kavramını kaçımız tam anlamıyla yaşayabiliyoruz? Yaşamak zengin olmakla para ile alakalı değil, kaçımız anda yaşayabiliyoruz? Pandeminin de hayatımıza girmesiyle çoğu şeyi daha iyi kavradık. Pandemiden sonra çoğumuz için birşeylerin değişeceğine inanıyorum.

Paulo Coelho kitabında deliler ile normal insanları karşılaştırıyor, delilik kabullenildiğinde çevre tarafından da kabul edilip yaptığına deli denilip geçiliyor. Kaçımız zihnimize çizdiğimiz kalıplardan uzaklaşıp gerçekten o an istediğimizi yaşayabiliyoruz, kaçımız elalemi düşünüyoruz? Peki yarın ölecek olsak ertelediğimiz hangi hayallerimizi gerçekleştirirdik? Okurken düşündüren kitaplar her zaman favorim, en sevdiklerim arasına Veronika Ölmek İstiyor’u da ekledim. Okumanızı tavsiye ederim.

Gelecek ve geçmişten uzaklaşıp an’da kalmamız dileklerimle 🍀🌼

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Zannetmek – Sanmak


Hayatın denge üzerine kurulu olduğuna inanıyorum, herşey dengedeyken güzel.

Bazen dengemizi kaybedebiyoruz! Bazen sağa sola çarpıyoruz, tökezliyoruz.

Ama er ya da geç dengemizi buluyoruz. Düşünceler içinde kaybolmadan önce dile gelmeli bazı şeyler, yanlış anlamamak anlaşılmamak için. Hayatta zannetmek diye bir kavram var ve derinliği öyle güçlü ki sürükleyebilir dipsiz bucaksız.

Bazen birbirimizi anladığımızı zannediyoruz fakat yanlış anlaşıldığımızı fark edemiyoruz.

İnsanlar artık öyle karmaşık ki çözmek için inanılmaz çabalıyoruz. Bazen tanıyoruz bazen de yanlış tanıyoruz. Yakınlık kavramı kişiye göre nasılda değişiyor değil mi? Ah zaman sen değiştikçe bizlerde değişiyoruz.

Gelecekte ve geçmişteki herşeyi affediyorum. Kabulleniyorum ve yoluma devam ediyorum. Hepimiz biriciğiz, her birimiz kendimize özeliz. Bugün hayatımda ve paylaşım halinde olduğum herkes benim için değerli. Herkes benim için önemli.

Kimseden bir şey istemiyorum, biri bana yardımcı olmaya çalıştığı zaman kendimi borçlu hissediyorum. Bu ikili ilişkilerde de böyle o yüzden her zaman dengeyi korumaya çaba harcıyorum.

Fakat dengeyi öğrenmek gerek, birine ne kadar çok değer verirsek hep kendimizden vermeye çalışırız. Kendimizden verdiğimiz herşey mental anlamda bizden eksiltir. Bazen hep veririz veririz de karşımızdakilerin hiç vermeyip hep aldığını fark ederiz. Ve tükeniriz.

Sevdiğimiz için mi verici oluruz, yoksa karşımızdaki bizi sevsin diye mi? Peki seviyorsa fakat hisler farklıysa?

Yine kelimeler dolduruyor satırlarımı zihnim karmaşık. Bazen zaman yanlıştır insan doğrudur, bazense insan yanlıştır zaman doğrudur. Bu ikilem hayatımıza giren herkes için hep var.

Hayatıma dahil olan bugünüm de var olan veya olmayan herkesi seviyorum.

Zihnimde şu sözler dolaşıyor “Eğer seni kırdıysam
Darıl bana
Ama bir gün beni ararsan
Bak ruhuna” yada şu “Eğer bir gün farketmeden, istemeden seni kırdıysam
Özrün efendisi en yakınım olur
Diler yoluma devam ederim” istemeden kırdığım tüm kalplerden özür dilerim. Sandığım için, sandığımız için, zannetmenize veya zannetmeme sebep olduğum için belki de.

Kendimden de özür dilerim güzel yüreğimi üzdüğüm için, kurduğum için, kendi kendimi kırdığım için. Sizde dileyin. Kendinizi sevin herkesten çok kendinizi sevin. Kendinize değer verin inanın ozaman hayat daha güzel. 🌼

Dilerim hayatlarımız da kalplerimiz gibi güzel olur, zaman herşeyin ilacıdır ve hayatta herşey geçicidir. Geçici hayatın yolcularıyız. Geçip giden hayatımızda güzel gönüllere dokunalım. Üzmeyelim ve üzülmeyelim. Ençokta kendimize haksızlık etmeyelim. Herkesten çok kendimizi şevkatle saralım çünkü sevgi de şevkat iyileştirici. Şifalanmanız dileklerimle. Güzel kalplerinizden öpüyorum.😘 😇 🙏

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ah Pamuk Kalpler


Herkesin hayatının içinde pamuk kalpler var. Sevgilerini söylemeseler de derinden hissedersiniz.

Ve onları hep yanıbaşınızda dursun istersiniz. Sevgileri de şevkatleri de kendinize duyduğunuz şevkat ve sevgiden daha derindir.

Sizi en iyi onlar anlar, en iyi onlar hisseder.

Sizde onları anlarsınız fakat bazen birbirinizi yanlışta anlayabilirsiniz. Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın saygısızlık olmadığı sürece, araya mesafelerde girse hep birbirinizi hissedersiniz.

Dostlar varlıklarıyla hayatlarımıza hediyedir. Pamuk kalpler hayatlarımızda hep daim olsun. 😇🙏🌼

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Özlem


Nasıl bir his özlem,

Anıları özlemek, kişileri özlemek mekanları özlemek,

Peki ya hisleri özlemek, kişilerden bağımsız kendinle ilgili hisleri özlemek nasıl?

Kaybettiğim bazı hislerimi özlüyorum, yeniden yaşamak için de hiç kasmıyorum.

Fakat içimde kıpırtısız duran bir tohum var, ona uygun suyu bekliyorum yeşillendirmek için.

Kişiler geliyorlar ve gidiyorlar fakat hisler geri gelmiyorlar.

Özlem geçmişle alakalı,

Fakat gelecek geçmemiş. Geleceğe özlem duyamıyoruz ne getireceğini bilemiyoruz. Fakat gelecekten hep umutluyuz.

Keşkeye yer bırakmadığınız kabullenişleriniz olsun, özlemlerimiz de olsun ki kavuşmak için şansımız olsun. Bilinen bilinmeyene özlem hep var ve daim olsun.

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ne güzel çocuktum ben


Ben köyde büyüdüm, bir hayvan nasıl sevilir köyde öğrendim, köyde yaşayan insanların hayvan korkusu olmaz. Tanımadığımız birşeye karşı refleks olarak zihnimiz korku oluşturur, bu korku duygusu bizi, zarar gelebilecek olaylardan korur. Hayvan korkusu da böyledir, daha önce onu sevmediysek, onunla bir bağ kurmadıysak beden doğal olarak korku geliştirir. Yani demem o ki onu tanımıyorsunuzdur. O yüzden tanışın, hayatta herkesin bir patili dost sahiplenmesi gerektiğini savunuyorum. Bu duyguyu yaşayın. 💚

Gelelim bitkilere benim çocukluğum tarlada geçti. Toprak ile uğraşan insan bir bitkinin kolay yetişmediğini, emek istediğini bilir. Eğer bir bitki tecrübeniz olmadıysa mutlaka bir çiçek büyütün bir fidan dikin, bir meyve veya sebze yetiştirin ve onlara gözünüz gibi bakın. Hatta bunu çocuklarınıza da yaptırın ki doğaya saygılı olsunlar. Köyde biz yaş ağacı kesmeyiz. Öyle güzeldir ki yeşili, baktıkça içimiz açılır. Onun yerine kurumuş ağaçları keseriz ki kışın sobada yakabilelim. Doğaya saygı için doğa ile vakit geçirmek lazım. Şehirlerde bina yığınlarından yeşile hasret kalıyoruz ama kaçımız fidan dikiyoruz? Lütfen fidan dikmeyi ihmal etmeyelim 🙏🍀

Gelelim vicdana yukarıda bahsettiğim konunun özeti şu toprakta ve köyde yetişen, emek eden insan, her şeyin kıymetini bilir. Şehirdeki de bilir ama köydeki kadar bilemez. Ayrımcılık yapıyor gibi algılamayalım. 🙂 Ben köyde okurken bilgisayar yoktu mesela, bilgisayarla lise de tanıştım sonra azmettim, yazılım uzmanı oldum. Hafta sonları köye geliyorum ve halâ tarlaya da gidiyorum 🙂 öyle iyi geliyor ki ve Babam öyle naif öyle ince düşünceli ki, hep ince düşünür tarlada buğday biçilirken kalanlar kuşlarındır mesela, mısırda öyle, domates biber yani ekilen herşeyde kuşun,kurdun,böceğin hepsinin hakkı vardır. Onlara da bırakırız. Barınaktan köpek toplayıp köy meydanına atar belediye o köpeklerin hepsine babam bakar, dükkanın önü köpek doludur. Kuşlar içinde çatıya ekmek koyar çatısında hep kuşlar cıvıldar. Annem de öyle güzel bir kalbe sahiptir ki renk renk çeşit çeşit çiçeklerle donatır her yanı, eli bereketlidir neye el atsa yeşerir. Bahçede tavuklar beslenirken aynı zamanda kuşları da besler, kuş sesleri bahçede hep cıvıl cıvıl. İNSAN OLMAYI annemle babam öğretti bana, içimdeki sevgiyi, merhameti ve vicdanı ilmek ilmek aşıladılar. Birşeye zarar gelse hepimizin canı yanar boşveremeyiz. Doğa ile hep yan yana kolkolayız. Böyle güzel bir kalbe sahip olmamı sağladıkları ve beni sevgiyle bu güne getirdikleri için aileme sonsuz sevgiler ve teşekkürler…

Biz çocukken pandemi yoktu, sokaklarda katiller, sapıklar, çocuk tacirleri vs yoktu. O yüzden sabahtan akşama kadar oynardık. Hatta oyundan kendimizi öyle unuturduk ki annemler aramaya çıkardı. Ama şimdiki çocuklar apartmanlara tıkıldı, eğitim hayatları sekteye uğradı. Ve nasıl bir nesil yetişiyor, yetişebilecek mi bilmiyorum ve onlar için endişeleniyorum. Umarım yolları Bilime, Doğaya ve İnsanlığa Işık olur. Sevgiyle Kalın 🍀😇🙏

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Katil


Duyarsız çocuk mu yetiştirmek istiyorsun? Yere çöp atsın aferin de, uyarma. Hayvanları taşlasın aferin de, sevmeyi öğretme! Hayvanların pis olduğunu sürekli söyle, asla hayvanlara dokunmasına izin verme! Aksine şiddet göstermesine izin ver. Saygısızlık yaptığında asla uyarıp doğrusunu gösterme hep aferin de, sırtını sıvazla. Ağaçlara zarar mı verdi? Versin ona asla bir fidan dikmeyi, bir bitki yetiştirmeyi öğretme ki kolaylıkla doğayı tüketebilsin. Mükemmel bir katil yetiştirdiniz şimdi kendinizi tebrik edebilirsiniz.

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Gücüm kalmadı


Hani diyor ya Cahit Zarifoğlu “Biliyor musunuz? Ben bu çağdan nefret ettim. Etimle, kemiğimle nefret ettim!” diye işte tam o yerdeyim.

Öyle sıkıldım ki cahil insanlardan, şizofrenlerden, ego savaşı verenlerden, bencillerden, sevgisizlerden, iki yüzlülerden saydıkça devamı geliyor. Benim artık içim acıyor bu sevgisizlikten.

İnsanların birbirlerine olan sevgisizlikleri, doğaya ve hayvanlara olan Sevgisizlikleri canımı yakıyor. Benim ödüm kopuyor birini incitmekten, ama diğerleri düşünmüyor. Öylesine düşünmüyor ki, aldığı oksijeni bile boşuna tüketiyor. Verdiği zararı düşünmüyor. Bilinçli veya bilinçsiz olarak zarar veriyor.

Sürekli zarar veriyorlar varlıkları herşeye zarar, doğaya zarar, insanlara zarar, hayvanlara zarar peki bu kötü insanlar neden var? Neden ölmüyorlar?

Benim artık gücüm kalmadı bu sevgisizliğe ve saygısızlığa. Cinayet haberlerine gücüm kalmadı, darplara gücüm kalmadı, hayvanların zehirlenmesine gücüm kalmadı, ormanların yakılmasına, canlıların yakılmasına gücüm kalmadı. Benim artık olan tüm bu kötü şeylere gücüm kalmadı.

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bir İnsanı Sevmekle Mi Başlar Herşey?


Sahi bir insanı sevmekle mi başlar herşey?

Bir insanı sevince tüm insanları sever miyiz?

Peki insan sevmeyen bir çocuğu sevebilir mi?

Sevmek nasıl da uçsuz bucaksız bir kelime,

Düşündükçe açılıyor önümde…

Bazı insanları çok severiz, bazılarını sevmeyiz.

Bazısını da başlar da severiz ama zaman geçtikçe o sevgi gitgide azalır ve yok olur.

Tıpkı buharlaşan su gibi, yok olup gider.

Sevgi ne kadar garip bir his değil mi?

Öyle derin, öyle güzel ve bir okadar da anlamlı.

Bazılarımız insan sevmez.

Onun yerine doğa sever, hayvansever.

Ama insan sevmez.

Zaman onu kötülerle karşılaştırmıştır.

İyileri bilmez.

Hayat onun için sürprizler hazırlar,

İyilerle kesişince yolu, sevecektir insanı.

Sonrasında insan da sever, doğa da sever, hayvanda sever.

Bir insanı sevmekle başlar herşey demiş Dostoyevski

Doğru da söylemiş.

Bazılarını uzaktan severiz,

Bazıları ile görüşmesekte, konuşmasakta yeri ayrıdır yine de severiz.

Velhasıl kelam sevmek güzel şey, sevelim 🙂

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Farkındalık


Şimdi önceden oynadığım bir oyunun perde arkasında kendimi görür gibiyim,

Çoğu zaman insanlar tarafından kabul görmeyi bekleriz,

Hislerimiz olarak, davranışlarımız olarak.

Sonra onlarla ilgili çokça düşünmeye başlarız.

Okuduğumuz bir yazıda, okuduğumuz bir şiirde, romanda, hikayede her şeyde

Kendimizle ilgili parçalar, yardımcı ayraçlar, sözcükler, sihirli kelimeler ararız.

Hep bir benzerlik olmalı!

Başkalarıda bizim geçtiğimiz yollardan geçmeli,

Bizim sınavlarımızı onlar da yaşamalı, birşeyler ortak olmalı…

Ortak olmalı ki kendimizi o insana, kişiye, doktora, arkadaşa

Yada herkimse, ona daha yakın hissedelim.

Aynı şeyleri paylaşalım. Sonra ona karşı duygular besleyelim.

İçimizde duyguları büyütelim ve ondan da aynı şeyleri yapmasını bekleyelim.

Bir kaç kez yapmıştım bunu, sonrasında ki hayal kırıklığımda hatırım da.

Üzülmekten aklı çıkan insanlar hep üzülür bu bir gerçek.

Çünkü öyle pamuktur ki kalpler, sonrasında keçeleşirsin,

Belki de farkında olmadan kırarsın insanları.

Sonra belki sende o kötü insanlardan olursun, o’nun için kim bilir…

Bir sonraki süreç suçlamadır.

Suçlarız, bizim gibi olmadığı için, Bizim gibi hissetmediği için,

Ona hep verici olduğumuz için ama onun verici olmadığı için.

Bir kısım insan da hep alıcıdır. Okadar almaya alışmıştır ki insanlar ondan istememiştir, oda hep almaya alışmıştır. Kimseye almaz ama hep bekler.

Bazısı da vericilikte yenidir. Alması gereken dersler vardır henüz almaz,

Hep verir. Kendinden verdiğini bilmeden, alma verme dengesini öğrenmeden verir.

Kendinden eksilttiğini bilmeden verir.

Zannederki verirse onu daha çok sevecekler ama yanılır, bilmez.

Bir süre sonra hep aynı döngüde olduğunu fark eder, sevdiği insanlar tarafından hep aynı acıyı yaşar. Ya da aynı kişi üzerinden dersini alana kadar sınanır.

Suçlar, kızar ama farkındalık gelmemiştir henüz, onunda onu sevdiğini zannetmiştir. Onunda ona karşı ilgisi olduğunu zannetmiştir falan filan.

Sonra farkındalık ve kabullenme gelir. Yaşadığımız şeyden dersimizi alır.

Olayı kabullenir, farkındalığımızı alır ve bir daha aynı kişi olmayarak yolumuza devam ederiz.

Ve yeni bir sınavla bir sonraki level ‘a geçeriz 🙂

Genel içinde yayınlandı | Yorum bırakın